Jeotermal Sondaj

Sondaj eski çağlardan beri insanoğlunun çeşitli amaçlarla (arama, araştırma,
üretim, enjeksiyon, reenjeksiyon, atık depolama, vb.) yeryüzünde dikey (aşağı,
yukarı), yatay, eğimli, yönlü olarak açtıkları dairesel kesitli boşluklardır.
Sondaj işlemlerinden günümüzde; petrol, doğalgaz, jeotermal gibi enerji ve
yeraltı suyu üretiminde birincil olarak yararlanılmaktadır. Yukarıda sıralanan
sektörlerde kullanılan sondaj işlemleri, genellikle projede en çok gideri
oluşturan  kalemdir. Sondajı diğer arama-araştırma işlemlerinden ayıran en
önemli farklardan bir tanesi de başarısız olunması durumunda, işlemi yapanın
maddi kaybının yanında görünen veya görünmeyen ortamlara hatta kalıcı
olabilecek zararlar verebilmesidir.
Sondaj çalışmalarında ilke; sondaj yapılacak lokasyonda sondajın yörüngesi
üzerinde karşılaşılacak; delinebilirlik, basınç, içerdikleri akışkanın
özellikleri farklı olan yeraltındaki katmanların uygun yöntemlerle yalıtılarak
amaçlanan katmanın atmosfere açılmasıdır. Doğal olarak kuyuda kalacak
malzemenin kuyu hangi amaçla kullanılacaksa işlevini o amacı gerçekleştirmek
için kuyu ömrü süresince koruyacak şekilde seçilmesi ve yerine yerleştirilmesi
gerekecektir. Bu iş yapılırken kazılan ve işlem yapılan yer görülemediğinden,
çalışmalar sondajcının bilgi ve deneyimi ile yukarıdan, görmeden yapılır.
Sondajcı çalışırken iki ana veriden yararlanır, birincisi sondaj dizisinin ağırlığı
ikincisi (genellikle kullanılan düz sirkülasyonlu ve çamurla çalışma yapıldığı
varsayımıyla) pompa basıncıdır.

Jeotermal Sektöründe Sondajın Yeri
Jeotermal enerjinin kullanılır duruma getirilmesi için arama-araştırma, üretim
ve reenjeksiyon çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Bu çalışmaların en
son ve en pahalı  aşaması sondajdır.
Jeotermal sondajlar, diğer sondajlardan ayılan özellikleri nedeniyle genellikle
daha zor ve daha pahalıdırlar. Bir jeotermal sondaj aynı derinlikteki ortalama
bir petrol kuyusundan yaklaşık %30 daha pahalıdır. Bu sondajlarda her ne
kadar normal petrol kuyularında kullanılan ekipman, standart ve yöntemler
kullanılıyorsa da bu fark kazılan birimlerin genellikle daha duraysız ve sıcak
olmasından gelir.
Bu sektördeki üretim ve reenjeksiyon kuyularının nasıl açılması gerektiğini
görerek uygulanan bazı olumsuz örneklerle konunun önemini anlatmaya
çalışalım.
Tekniğine Uygun Açılmış Bir Jeotermal Kuyu
Yüzeyde bulunan gevşek formasyonu ve varsa yeraltı suyunu izole etmek
amacıyla, kazılan kuyuya boru dizisi indirilerek çimentolanır. İndirilen bu
diziye yüzey boru (surface casing) denilir. Bu aşamada kuyu kazılırken
kuyu  başı güvenliği olmadığı için yüzey aktivitesi beklenen lokasyonlarda
kazı çok  dikkatli gözlenmelidir.
Ardından bu boru dizisi içerisinden sondaja devam edilerek tekrar bir boru
dizisi indirilir ve çimentolanır. Ara boru (intermediate casing) dizisi olarak
isimlendirilen bu diziden sonra hedeflenen rezervuar düzeyine kadar sondaja
devam edilir ve üretim boru dizisi (production casing) kuyuya indirilerek
arkası çimentolanır. Kuyu başı güvenliği sağlandıktan ve belli testler
yapıldıktan sonra hedeflenen düzey (üretim veya reenjeksiyon yapılacak
rezervuar) kazılarak gerekiyorsa bu düzeye delikli borular indirilir. Ardından
kuyu üretime alınarak gerekli testlerin yapılmasına geçilir.
  Yukarıdaki paragrafta anlatılan işlemlerle
  tekniğine uygun olarak açılmış bir jeotermal
  sondaj kuyusu Şekil 1 de toplu olarak
  gösterilmiştir. Burada yapılacak bir hata
  büyük zararlara neden olabilir. Bir sonraki
  başlıkta sistematik olarak bunlar incelenmiştir.
  Türkiye’de su sondajı yapacak bir sondör
  mevzuat gereği DSİ’de sınava girerek belge
almalıdır. Her ne kadar TSE’de su sondajı
standardı yoksa bile DSİ’nin bu konuda yayınları ve kuyu projelerinin aynı
kurum tarafından onaylanması koşulu vardır.
Jeotermal konusunda böyle bir standart olmadığı gibi kuyu projesini onaylayacak
bir kurumda yürürlükteki mevzuatta yoktur. Kullanılacak ekipmanla ilgili bu
eksiklik kuyuları kazacak personel içinde aynen devam etmektedir.